|
Ressam Muharrem Çelik'in 15. Özel Sergisi 1 Şubat 2010 Pazartesi günü İstanbul'da açılacak.
Taksim Metro Sergi Salonu'nda saat 18.00'de açılacak olan sergide sanatçının çok sayıda eseri sergilenecek. Sergisinin açılışını, Kâğıthane Belediye Başkanı Fazıl Kılıç, ünlü Ressam Mehmet Arpacık, Prodüktör ve Köşe yazarı Yusuf Kaplan ile Monami yetkilileri gerçekleştirecek. Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Yusuf Kürkçüoğlu, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) İstanbul İl Başkanı M. Kerem Öncel, Şanlıurfa Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Durak Parlakçı başta olmak üzere birçok ünlü isim ve sima Çelik'i yalnız bırakmayacak. Sergide Şanlıurfa rüzgarı da estirecek olan Çelik; (Urfa müziği dinletisi, çiğköfte ve Mırra ikramı) Şark Gülü Kırtasiye ve Monami Pastel Boya firmasıyla önümüzdeki aylarda da benzer çalışmalar yapma temennisinde olduğunu vurguladı. Çelik, sergisine destek veren herkese teşekkür ettiğini belirtti.
Sergi hazırlıkları arasında iki kurumdan Ressam Muharrem Çelik'in eserlerine değerlendirme sonuçları da bildirildi. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Estetik ve Çağdaş Felsefe derslerine giren Hakan Demir ile Ankara'da hizmet veren Dahi Araştırma Merkezi Sahibi Abdullah Demir tarafından yapılan biri sanatsal diğeri psikolojik olan her iki değerlendirme sonuçlarının özeti şöyle:
Abdullah Demir (Dahi Eğitim Danışmanlık):
-....Tahlili özetlersek; sanatçımız öfkeli, tepkili, hep bir çatışma yaşayan, kendini sınırlandırılmış hisseden, inatçı ,üretken, kendi içinde gizli bir dünya oluşturup gerçek hayattaki eksikliklerini orda çözümleyen ve bir o kadarda kararlı bir kişiliğe sahip. Bu özellikler olsa olsa bir sanat adamında birleşebilirdi zaten.
Bu kadar sert yorumlar yaptığım için üzgünüm ama psikoloji bilimi her ne kadar pozitif bir bilim gibi görülse de aslında psikolojinin aradığı her zaman sorunlardır, her şeye olumsuzlukları görme içgüdüsüyle yaklaştığımız için her şeyin karanlık yanlarını görürüz. Yazımı eserlerdeki yoğunluk duygusunun sebebini ele verecek bir alıntıyla bitiriyorum. Bir gün biri Beethoven'a; "Neden eserlerin bu kadar yorucu ve yoğun?" diye sorunca, Beethoven "Ne yapayım, Tanrı sizin kulağınıza fısıldıyor benim kulağımaysa bağırıyor! Bu yüzden sağır oldum" der.
Olsaydı...
Hakan Demir (Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğr. Gör.):
Muharrem Çelik resim dilinin eksenini, yaşadığı coğrafyanın ruhundan almış. En iyi bildiği dünyayı yine kendi dünyasının gözünden aktarıyor bize. Onun dünyasında her şey daha iç içe renkler daha çarpıcı ve konturlar daha kalın. Bu görme biçimi resimlerine ekspresyonist (anlatımcı/ifadeci) bir dil katmakta. Canlı renkler ve renkleri kendi doğasında harmanladığı gerçeklik üzerinden sunumu fovist (Fransız ekspresyonizmi, çiğrenkçilik) izler taşımakta. Yaşadığı dünya ile o dünyanın yer yer soyutluğa varacak bir dille düşselleştirilmesi, Batı ve Anadolu sanat tarihinde karşılaştığımız, belki de aldığı sanat tarihi eğitiminin etkileri biçiminde kendini göstermekte. Ama tüm bunlar asla yaşadığı dünyayı merkez edinen dili, ana dilini eksenden uzaklaştırmadan kurulmaktadır. Sanat, yaşadığımız dünyayı yeni biçimli görünüşleri içinde bize sunuyor. Her resim bu dünyanın içine açılan bir yolculuğun başlangıcı. Ressamın gözü ile biz bu yolculuğa çıkıyor, yaşamımıza yeni renkler çizgiler katıyoruz. Sanatla uğraşan, izleyen insanın da ruhu zenginleşirken, dünyaya bu zenginlik üzerinden bakmaya başlıyor. Etrafına yaşadığı bu zenginliği yaşatmaya çalışan Muharrem Çelik'i, çizen, yazan, derleyen yaşadığı dünyaya duyarlı bir insan olarak kutlamak gerekiyor. Tüm bu merakları ve bir eğitimci olarak yaşattığı sanat ve yaşam sevgisi ile devamı için kışkırtmak gerekiyor. Yoksa eleştirmek (eleştirinin önemini ve değerini reddetmeden) sadece görmek istediklerimizle yargılamak büyük bir bütünden küçük bir parça koparmak anlamına gelir ki, bu da emeğe saygısızlıktır.
Favori olarak ekle (0) | Yazdır | Arkadaşına Gönder
|