|
İNSANIMIZ URFA TOPRAĞINA BENZİYOR |
|
|
Güneydoğu Anadolu Bölgesi TÜBİTAK Ar-Ge Günleri toplantısına katılmak üzere Şanlıurfa’ya gelen Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş ve Vali Nuri Okutan ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda; kendisinin ve TÜBİTAK’ın; Şanlıurfa’ya gelme ve burada toplantı yapma nedenlerini açıklayan Bakan Aydın, “TÜBİTAK ne yapıyor özellikle son yıllarda ne gibi işler üstlendi ve yaptı. Nereye kadar getirdi. Bilgi ve teknoloji konusunda ülkemizin içinde bulunduğu durum ve geleceğe dair planlarımız programlarımız nelerdir” gibi soruların cevabını vermek için burada olduklarını söyledi. Kendisinin himayesinde yapılan TÜBİTAK Ar-Ge Bölge Toplantısının Şanlıurfa’da gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Aydın, “Toplantıların ilkini Ege Bölgesinde yaptık. Ar-Ge günü düzenliyoruz. Bu ikincisi ama hemen bundan sonra doğu Anadolu bölgesi var. Bu toplantıları Türkiye’nin 7 bölgesinde de düzenleyeceğiz. Yerine getirmekle yükümlü oldukları görevlerin somut sonuçlarını paylaşmak için burada olduklarını anlatan Bakan Aydın, “Resmi ve özel kuruluşların birlikte müzakere ettiği sorunları ve çözüm yollarını görüştüğü bölge toplantısıdır Güneydoğu Anadolu Ar-Ge günü. Bu toplantılarla talebi artırmak, daha yukarı çekmek için imkânlarımızı anlatıyoruz ki daha kısa zamanda daha fazla iş ve daha fazla üretim yapalım. Türkiye’nin her bölgesi beş aşağı beş yukarı bu kalkınma hamlesinde kendine düşen işleri yapsın. Ama aynı zamanda kendi payına düşen hizmeti, yardımı, desteği de görsün” dedi. Bilimi ve teknolojiyi küçük yaşta sevdirelim. Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Türkiye’nin geneline ulaşmaya çalışan çok yeni projelerinin olduğunu söyleyerek, “YİBO dediğimiz okullarımıza öğrencilerimize, çocuklarımıza hem okuma imkânlarını kısmen karşılamak hem de bilime ve teknolojiye teşvik etmek için bilim kitaplarını kütüphanelerine kendi elimizle götürüyoruz. Bu önemli bir hizmettir. Ancak küçük yaşta çocuklarımız okumaya öğrenmeye başlarlarsa o heyecanı üniversitenin sonuna kadar taşıyorlar. Bilim sevgisini ve ilgisini çok küçük yaşta başlatmazsın sonunda toparlaması kolay olmuyor. Hatta biraz daha belki ileriye gideceğiz. Önümüzdeki yıllarda belki de aileye hitap eden, ailede de baba - anne ortaklaşa oturup, bilim nedir bilgi teknoloji nedir. Aile ortamını da bir bakıma onun içine çekmek istiyoruz ki bununla hem bilimsel anlayışa katkı sağlayalım onun gelişmesine katkı sağlayalım; ama aynı zamanda bilimi ve teknolojiyi çok küçük yaşta sevdirelim. Öyle bir noktaya geldi ki dünya gelecek artık bilim ve teknoloji ile belirleniyor” dedi. Bilgi ve teknolojinin artık hayati önem arz ettiğine dikkat çeken Bakan Aydın, “Yani siz eğer yeteri kadar güvenilir bilgi üretmezseniz ekonomiyi yürütemezsiniz. Yeteri kadar güvenilir bilgi ilgili kurumlarda yoksa işlerinizi bilginin ışığında yapamazsınız. Bilgi ve teknoloji artık hayati önem arz ediyor. Karnımızın doymasından tutun da sağlığımıza varıncaya kadar, ülkenizin güvenliğine kadar her konu artık başat olarak bilim ve teknoloji konusu haline gelmiştir. Bilim hep önemliydi, Hz. Âdem’den beri önemliydi. Ama bugün tabir yerindeyse ölüm kalım meselesi haline gelmiştir. Bu bakımdan bunu da el birliğiyle yapacağız, ciddi bir plan ve program içerisinde yapacağız. İnsan kaynağımızı iyi yetiştireceğiz, israf etmeyeceğiz. İnsan kaynağımız gelişmeden, oluşmadan toprağa gitmeyecek” dedi. İnsanımız Urfa Toprağına Benziyor En büyük sermayelerinin insan kaynağı olduğunu ifade ederek, “İlk başta somut amaçlarımız bellidir. Mesela tarımda şu alana gelmek, depremleri önlemek için neler yapmalıyız vb. somut projelerdir. Araştırma geliştirme yaptığımız somut programlardır. Ama hepsinin neticesinde bu insan kaynağını bir hareketliliğe kavuşturmaktır. Bunu yaparsak her yerde verdiğim bir örnek var, bunu burada da vereyim. Bizim insanımızın zekâsı Urfa toprağına benziyor. Hz. Adem’den beri yeteri kadar su görmedi. Ama artık şimdi eğer su varsa Allah havayı da suyu da vermiş. Bilim de bunları kullanma yoludur. O noktaya geldiği zaman akıllıca bir plan program yaparsak sadece bu bölge Türkiye’nin karnını doyurmada kim bilir kaç on yıl yetecek bir potansiyele sahiptir. Gözünüzün alabildiğince ovalar var burada. Bu bölgeyle ilgili GAP zaten büyük bir hadisedir. Tutulan su, bereketi getirdi. Ona paralel olarak beynin önündeki cehalet engelini de kaldırmamız lazım. Bölgenin geleceği asıl burada geliştirilecek akla bağlıdır. Hiçbir yerde kurulan teknoloji iş görmez. Geliştirilmiş insan kaynağıyla bu mümkündür. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş, yapacakları toplantı ile sahip olunan kaynakları birlikte düşüneceklerini belirterek, “Aslında buraya gelirken Şanlıurfa ile ilgili bazı kaynaklardan bilgi aldım ama buraya gelince onların boş olduğunu anladım. Tarihi dokusu ile coğrafyası ile her şeyi ile buralar tarihte olduğu gibi hala çok zengin bir durumda. Buraların M.Ö. 11.000 yıllara dayanan bir geçmişi var. O zenginliğin yaşandığı zamanlara baktığımızda aynı zamanda bilimle ilgili akademilerin kurulduğunu görüyoruz. Yani güçlü bir medeniyetin dünya tarihine bir imza atmasında rol oynayan en önemli unsurlar daima “bilim, bilgi, üniversite ve teknoloji” olmuştur. İşte şu anda içinde bulunduğumuz bu tabloda böyle güçlü bir geçmişimizin olduğunu iddia ederek nelere sahibiz ve bunları nasıl kullanırsak kendimizi daha ileriye atabiliriz sorularına cevap bulma bizim burada oluşumuzun asıl sebebidir” dedi. Şanlıurfa’nın geleneksel içeceği mırra ile expresso arasındaki benzerliğe de değinen Prof. Dr. Yetiş, “Expresso koyu ve sek bir kahve çeşididir. Bu içeceğin tüm dünyada yıllık cirosu 112 milyar dolar civarındadır. Şimdi buranın da mırra dediğimiz çok güzel bir kahvesi var ama biz hala eski bildiklerimizler bu kültürü sürdürüyoruz. Örneğin mırra hala bilinen ilk kabında pişirildiği için kalabalık bir guruba ikram edildiğinde sonlara doğru soğuyor. Bizim bunları aşmamız için teknolojiden faydalanmalıyız” şeklinde konuştu. Vali Okutan, “Güçlü Bir Kalkınmanın Başlamasını İstiyoruz” Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan ise, TÜBİTAK’ın toplantısına ev sahipliği yapmaktan ve Şanlıurfa’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Vali Nuri Okutan, TÜBİTAK’ın geçmişte de çok güzel şeyleri topluma sunduğunu ancak özellikle son dönemde toplumun ve milletin önünü açacak ve onlara destek verecek hizmetler ürettiğini bildirerek, “Bu çerçevede taşrada yapılan turların, bilim toplantılarının bizim için çok büyük manalar içerdiğiniz bilmenizi isterim. Bu toplantılar ve çalışmalar ile birlikte tüm bölgeyi ilgilendiren 52 milyar dolarlık GAP eylem planının son projeleri bir iki yılda tamamlanıp güçlü bir kalkınmanın başlamasını istiyoruz. Okyanusu geçip de derede boğulmamızı ancak bu toplantılar ile önleyebiliriz. Ümit ediyorum ve heyecanlanıyorum ki bu 52 milyon dolarlık bu yatırım toplumun önünü açacak ve her türlü manada kalkınmasını sağlayacak bilimsel ve teknolojik gelişmelerin önünü açacaktır” dedi. “Biz buranın geçmişinin ne kadar güçlü ve sağlam olduğunu biliyoruz” diyen Vali Okutan, “Geriye dönüp baktığımızda göğsümüzün kabardığı bu güçlü geçmişin küllerini biz yeniden üfleyeceğiz ve bunu bir kor haline dönüştüreceğiz. Bu koru daha sonra meyden ateşine dönüştüreceğiz ve kaynağını buradan alan bu ışığın bütün dünyayı tekrar aydınlatacağına inanıyoruz. Bu manada yapılan bu çalışmalar bize heyecan veriyor” dedi. Favori olarak ekle (0) | Yazdır | Arkadaşına Gönder
|